5 Aralık 2012 Çarşamba

‘NASA gereksiz yere heyecan yarattı’


NASA, bu hafta başında Mars keşif aracı Curiosity’nin yaptığı ‘büyük keşfin’ aslında beklendiği kadar büyük ve önemli olmadığını açıkladı ve tüm dünyada hayal kırıklığı yarattı. Massachusetts Institute of Technology’de (MIT) akademisyen olan Türk bilim insanı Bülent Kızıltan, ntvmsnbc'ye yaptığı açıklamada 'NASA’nın PR denemesi yaparak gereksiz bir heyecan yarattığını’ belirtti.

NASA’nın Mars’ta keşif yapan Curiosity aracının ekibinde görev alan John Grotzinger, geçtiğimiz hafta ‘tarih kitaplarına geçecek bir keşif yapıldı’ açıklamasında bulunduğunda tüm dünya heyecanlanmıştı. NASA, bir hafta sessizliğini koruduktan sonra bu hafta başında kamuoyuna açıklama yaptı.



Grotzinger ve meslektaşları, “Mars’ta karmaşık kimyasal yapılar keşfedildiğini ve organik bileşiklerin izine rastlandığını, ancak bu sonuçların kesin olmadığını’ ifade etti. Açıklamada, Mars’tan toplanan numunelerde klor, su ve sülfür izine rastlandığı, aynı zamanda organik bileşikler bulunmuş olabileceği belirtilirken, sonuçların ‘kesinleşmesi için’ Dünya’da yapılacak olan birçok test yürütülmesi gerektiği belirtildi.

Grotzinger’in ilk açıklaması, Mars’ta mikrobiyolojik yaşam bulunmuş olabileceğine dair büyük bir heyecan yaratmıştı. Pazartesi günü yapılan ve ‘hem bulundu hem bulunmadı’ şeklindeki açıklamalar, bilim dünyasında hayal kırıklığı yarattığı gibi, bu açıklamanın yapılması için neden bir hafta beklendiğine dair de soru işaretleri doğurdu.

“NASA’NIN PR DENEMESİ”

Açıklamanın öncesinde ntvmsnbc’ye konuşan Türk bilim insanları, ‘Mars’ta canlı bulma arayışının’ her zaman heyecan yarattığına dikkat çekmişti.

Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi ve MIT-Kavli Astrofizik ve Uzay Araştırmaları Enstitüsü’nde görevli olan Türk araştırmacı Bülent Kızıltan, ‘NASA’nın PR denemesi yaparak kamuoyunda heyecan yarattığını belirtti. Kızıltan ntvmsnbc’ye şu açıklamada bulundu: “NASA’dan beklenen bir açıklama geldi... Haddini aşan bir PR denemesi ile kamuoyu çok büyük bir beklenti içine sokuldu. Bu tarz hak ettiğinden fazla PR denemelerini, bilim dünyasında da maalesef görebiliyoruz. Bu tarz yanıltıcı gördüğüm PR denemelerine, çok büyük yatırımlar ile beklentinin yüksek olduğu projelerde özellikle rastlayabiliyoruz. Bunlara kötü niyetle olmasa bile, proje yöneticilerinin büyük baskılar altında yapılan yanlış seçimlerden dolayı tevessül ettiği kanaatini taşıyorum. Tabii bazen, bizzat o araştırmanın içinde olan araştırmacılar için "dünya tarihini değiştirebilecek öneme sahip" gibi görebildikleri sonuçlar, kamu için ayni anlamı taşımayabiliyor. Bu nedenle, bu tarz basın açıklamaları mutlaka öncelikle profesyonel bir ekip tarafından gözden geçirilir ve filtrelenir. Araştırma sonucuna gelince; size daha önceden belirttiğim gibi organik bileşenlere işaret edebilecek bazı bulgulara rastlandı ve bu da önemli bir keşif.”

BENZERİ GEÇMİŞTE YAŞANMIŞTI

NASA, Aralık 2010’da ‘çok büyük bir keşif yapıldığını’ duyurmuş ve tüm dünya 3 Aralık günü yapılan açıklamaya kilitlenmişti. Bazılarının Dünya dışı varlıkların açıklanmasını umduğu kadar heyecan yaratan açıklamada, “moleküler yapısı bilinen tüm canlılardan farklı olan bir bakteri tespit edildiği” duyuruldu. 

ABD’nin California eyaletindeki Yosemite Ulusal Park’ında yer alan Mono Gölü’nde keşfedilen ve GFAJ-1 adı verilen bakterinin, yaşamın temel girdilerinden fosfor yerine arsenik kullandığı ve bu zehirli elementi DNA’sında bulunduran ‘tek canlı’ olduğu ifade edildi.

Araştırmanın başında yer alan Arizona State Ünivesitesi’nden Dr. Felise Wolfe Simon, Dünya üzerinde ‘eşine rastlanmamış’ bir canlı bulduklarını belirtti. Birçokları tarafından büyük bir hayalkırıklığı olarak tanımlanan açıklamanın iki yıl sonrasında, GFAJ-1 bakterisinin DNA’sında aslında az miktarda da olsa fosfat bulundurduğu ortaya çıktı. Simon ve ekibi, bu bulgunun ardından GFAJ-1’in ‘arseniğe bağımlı tek canlı’ olduğu teorisinin yanlışlığını kabul etti.

Canlılar, altı temel elementin bir araya gelmesiyle yaşam buluyor. Bunlar, karbon, hidrojen, nitrojen, oksijen, sülfür ve fosfor. Mars’ta bu elementlerin bir kısmının bulunması önemli bir gelişme olsa da, bu potansiyel Güneş Sistemi’nin birçok yeri için geçerli. Mars, Merkür ve Ay’da su bulunması, bunun en büyük örneği.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme