7 Kasım 2012 Çarşamba

Dünyaya asteroid çarpma tehlikesi ve Rus uzmanların görüşleri


Birçok kişi, Dünya’ya asteroit çarpma tehdidinden endişelenmektedir. Günümüzde, gezegenimizin uzaydan davetsiz misafirlerle çarpışma sorunu halen güncelliğini korumaktadır. Böyle bir çarpışmanın sonuçlarını düşünmek bile korkutucudur.

Bu arada uzaydan gelen gök cisimlerinin bıraktığı izler olan kraterler, Dünya’da çok sayıda bulunuyor. Mesela, Tunguska göktaşı, büyük felakete yol açmıştı. Peki, Rusya bilim adamları, yeni uzay cisimlerinin Dünya’ya düşmesi hakkında ne düşünüyorlar?



Rusya Bilimler Akademisi, uzaydan gelen tehlikeye karşı insanları korumak adına hangi araştırmalar yapıyor? Bu sorulara, Rusya Bilimler Akademisi Astronomi Enstitüsü Laboratuar Başkanı, Uzay Tehditleri Uzman Grubu Başkan Yardımcısı, Fizik-Matematik Bilimleri Doktoru Prof. Lidiya Rıhlova’nın cevap vermesini istedik.

Uzmana göre ‘uzay katilleri’ konusu üzerindeki tartışmalar, son yirmi yılda ciddi boyutlar kazandı. Daha önce insanlar, bu tür şeylerden habersiz oldukları için sakin sakin yaşıyordu: “Güneş sistemi içinde uzay araştırmaları başladığında, yani uzay araçlarının bazı asteroit ve gezegen uydularını ziyaret ettikten, kuyruklu yıldızlara ulaştıktan sonra Güneş sistemi içinde araştırılan tüm gezegenlerde çarpma izlerinin mevcut olduğu ortaya çıktı. Buna benzer çarpma izi olan yaklaşık 180 asteroit krateri Dünya’da da bulundu. Güneş sisteminin küçük cisimlerinin gözlemlenmesi için özel rasathaneler kuruldu. Rasathaneler, çapları iki metreyi bulan güçlü tarama teleskoplarıyla donatıldı. Dünya için potansiyel bir tehdit oluşturan uzay cisimleri ile ilgili veriler günden güne çoğalıyor. Biz, şimdi, asteroit tehlikesinin var olduğunu biliyoruz ve bu tehlike, herkesi ilgilendirdiği için küreseldir.”

Asteroit tehdidi ile mücadeleye, ilk önce, Amerikalılar başladı. 1995 yılında onlar, ana asteroit kuşağında bulunan ve çapı bir kilometreden fazla olan tüm asteroitleri bulma ve araştırma ile ilgili on yıllık programı finanse ettiler. Bu görev tamamen yerine getirildi. Neyse ki, kilometrelik asteroitlerin Dünya’yı tehdit etmediği ortaya çıktı. “Ama bu çalışma sırasında çapı kilometreden daha az olan çok asteroit de bulundu.” diyen Lidiya Rıhlova şöyle anlattı:

“Kilometrelik asteroit, Dünya için küresel bir tehlikedir. Şu an bu açıdan tehlikede değiliz. Bölgesel tehlikeler ise çapı yaklaşık 140-150 metre olan asteroitlerden kaynaklanıyor. Günümüzde, Dünya, çok sayıda çeşitli yüksek teknoloji tesislerine sahiptir. Bu yüzden, küçük bile asteroitin düşmesi felakete yol açabilir. İşte bu nedenle, önümüzdeki on yıl için, küçük çapta olan tehlikeli asteroitleri takip etmek ile ilgili yeni bir hedef belirlendi. Rus astronomlar da bu programa katılıyor.”

Şu an çapı 270 metre olan Apophis asteroiti, Dünya’ya yaklaşmakta. Lidiya Ryhlova, bu ‘uzay serserisi’ tarafından gelen tehlikenin hafife almaması gerektiğini söylüyor: “2029 yılında Apophis, tüm uzay endüstrimizin faaliyet gösterdiği jeostasyoner yörüngenin yüksekliğinde Dünya’nın yanından geçecek. Tabii ki, ondan her şey beklenebilir. Ayrıca, Apophis, gezegenimizden bu denli yakın mesafedeyken kütle çekim etkisi alanına mutlaka girecektir. Bunun sonucunda hareket yörüngesi değişebilir. Şu an, Apophis, Dünya’dan iyi gözlemleniyor. Bunun için tüm rasathaneler devrede. Bizim, Apophis’in yörüngesini netleştirmemiz ve 2036 yılında gerçekleşmesi beklenen Apophis’in Dünya’ya yaklaşmasından sonraki yedi yıllık süre için daha doğru tahminler yapmamız gerekiyor.”

Lidiya Rıhlova’nın sözlerine göre bir tek Apophis’i gözlemlemekle sınırlı kalmamalı. Mesela, 2013 yılında Dünya’ya geçenlerde bulunan ve şimdilik az araştırılan AG-15 asteroiti yaklaşacak. Yeni asteroitler, her yıl değil, her ay ortaya çıkıyor. Ama astronomların ana görevi, yörüngesini hesaplamak ve gezegenimiz için tehlike derecesini belirlemek için bu asteroitleri sürekli gözlemlemektir. Rusya astronomları, bütün dünyadaki meslektaşları gibi Dünya’nın asteroit ile çarpışmasını önlemek için tedbirler geliştirmektedirler.

Lidiya Rıhlova’nın anlattığına göre genellikle iki yöntem ele alınıyor: “Asteroit yok edilebilir. Mesela nükleer yük ile onu küçük parçalara ayırmak mümkün, ama bu parçalar Dünya’ya düştüğünde büyük belalara yol açabilir. Başka bir yöntem, asteroitin yörüngesini değiştirmektir. Tabii ki tehlikeli asteroiti, Dünya’ya yakınlaşmasından yarım yıl önce tespit edersek teorik olarak nükleer yüklü roketi bu asteroite doğru fırlatıp, yükü asteroit üzerine yerleştirdikten sonra patlatabiliriz. Ama bu işler bugün yapılacak işler değildir.

Şimdilik hiç bir uzman, roketin Dünya’dan milyonlarca kilometre uzaklıkta bulunan ve 17 ile 70 km/s hızla uçan asteroit ile buluşturup başarılı iniş gerçekleştirme yöntemini geliştiremedi. Bizim çok sayıda karmaşık uygulama sorunlarını çözmemiz gerekiyor, bunun için tüm dünyanın bilim adamları güçlerini birleştirmelidir.” 

Prof. Rıhlova, uzaydan gelen tehdidin gerçek olduğuna emindir. Ama insanlar, bu tehdidi sıradan bir korku hikâyesi olarak değil, insanlığa uzay tehditlerini öngörmeyi, bu tehlikelere karşı kendisini ve gezegenini korumayı öğretecek bilimsel araştırmalar, teknik buluşların geliştirilmesi için teşvik olarak algılamalı.

Rusya'nın Sesi Radyosu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme