13 Ocak 2013 Pazar

Nafiz Alemdaroğlu: 'Türkiye uzay ajansı kurmalı.'


Prof.Dr.Nafiz Alemdaroğlu
Göktürk-2 uydusu sayesinde artık yabancı ülkelerin uydularına bedel ödemek zorunda kalmayacağız. Peki, özellikle istihbarat anlamında önemsediğimiz Göktürk-2 acaba gerçekten yeterli mi? ODTÜ Havacılık ve Uzay Mühendisliği Bölümü'nden Prof. Dr. Nafiz Alemdaroğlu'na göre değil.

Göktürk-2'nin yapım aşamasında da bulunan Alemdaroğlu, Göktürk-2'nin aynı bölgeden geçmesi için 2 gün geçmesi gerektiğini söylüyor.


'İstihbarat an meselesidir' diyen Alemdaroğlu'na göre, istihbarat için en uygunu İnsansız Hava Araçları (İHA). Alemradoğlu'na göre Türkiye, dünya ile aynı dönüş hızına sahip olmasından ötürü belli bir bölgeyi sürekli görüntüleyen 'jeosenkron' uydulara da 2020'ye kadar sahip olacak.

Yerli uydu Göktürk-2 ile Türkiye'nin sınırları ve Kandil gözlem altında.Göktürk-2 sizce güvenlik açısından ne anlama geliyor? 

Göktürk-2'nin diğer adı da erken ihbar, ikaz sistemidir. Normalde uzaydaki uydulardan görüntü alabiliyorduk ama aldığımız her görüntü için bedel ödemek zorundaydık. Göktürk-2 ile artık buna gerek kalmayacak. Göktürk-2 dünya etrafındaki dönüşünü kuzey-güney doğrultusunda 92 dak. tamamlıyor fakat bu arada dünya da dönüyor olacak. Dolayısıyla Göktürk-2'nin turunun sonunda aynı yerden geçme şansı olmayacak, her seferinde başka bir bölgeden geçecek. Aynı bölgenin üzerinden geçmesi içinse 2 gün beklemek zorunda kalınacak. Ama istihbarat 2 gün beklemez ki? İstihbarat an meselesidir.

SÜREKLİLİK İHA İLE

Eğer bir yerin sürekli görüntüsünü almak istiyorsanız, o zaman kullanmanız gereken İHA'dır. Bu nedenle İHA'ya 'fakir ülkenin uydusu' diyorum. Hem çok daha ucuza mal ediyorsunuz hem de istediğiniz an istediğiniz yere konuşlandırabiliyorsunuz. Diyelim ki bir sabah bir yerde deprem oldu uydu ta öteki taraftaysa ne olacak? Depremin görüntüsünü almak için 2 gün bekleyecek miyim?

Aynı durum diğer ülkelerin uyduları için de geçerli mi? O zaman istihbarat görüntüsü aldığımız ülkelerle ilgili boşuna mı yakınıyoruz? 

Göktürk-2 tarzındaki uydular alçak irtifa uydusudur. Dünya ile eş zamanlı dönen uydular da var. Dünyanın hep aynı yerine bakıyorlar özellikle habercilikte kullanılan uydular bu şekilde üretilmişler. Bu tip uydulara da jeosenkron uydular deniyor. Alçak irtifa uydularına göre daha pahalılar ama Türkiye'nin yol haritası içinde jeosenkron uydular yapmak da var. Türkiye'nin 2020'lere geldiğinde jeosenkron uydularına da sahip olacağını düşünüyorum.

Uzay ajansı kurmalıyız

Türkiye uzay, havacılık gibi konularda tam olarak nerede?

Uydu çalışmaları plan program gerektirir. Avrupa Uzay Ajansı (ESA), NASA, DLR, CNES gibi dünya üzerinde belli başlı uzay kurumları var ama Türkiye daha kendi uzay kurumunu kurmadı. Böyle bir kanun henüz çıkarmadı. Esasında ilk yapılması gereken buydu. Mesela ESA ile konuşacak muhatap yok. Uzayın barışçıl amaçlarla kullanılması için toplantılar yapılıyor Türkiye'den Savunma Bakanlığı katılıyor. Oysaki muadili olan bir kurum, bir uzay ajansı olmalı. Yörüngelerin kullanılması lazım çünkü kullanılmayan yörüngeler BM tarafından başkalarına veriliyor. Yörüngemize de ancak bir uzay ajansı ile sahip çıkabiliriz.

Göktürk-3'te görüntü 1 metreden 

Göktürk-2'den Türkiye'nin tam olarak beklentisi ne?

Bu bizim ikinci uydumuz. Göktürk-2 uydusu yaklaşık 5 yılda yapıldı. Göktürk-1 TÜBİTAK Uzay'ın yaptığı Rasat uydusuydu, 1 metrenin altında bir çözünürlüğe sahip olması istenmişti ama olmadı. Göktürk-2 uydusunun çözünürlülüğü 2,5 metre yani dünya üzerindeki bir arabayı rahatlıkla görebilme imkânına sahipsiniz. Göktürk-3'ün ise 1 metrenin altında bir çözünürlüğü olacak. Belki üzerinde başka sistemler de test edilebilir. 

Emniyet uzaktan tanımak istiyor

Emniyet kendi sistemine en uygun aracı seçmeye çalışıyor. Onların istediği, kolay kullanılabilen bir sistem ve İHA'nın üzerine takılacak kameralarla insanları tespit edebilmek. Bu nedenle çözünürlüğü yüksek kameralar istiyorlar. Kameraların 2 km mesafeden insanın suratını tanıyabilmesi önemli. Çünkü iş işten geçtikten sonra istihbaratın önemi kalmıyor.

Yıllar yılı 'balık tutma' dediler 

Türkiye'yi savunma sanayi açısından nasıl buluyorsunuz? 

Güvenlik ve istihbarat tamamen milli olmalı. Bu konuda yabancılara bağlı kalındığı zaman 'milli' olgudan bahsetmek mümkün olmaz. Her şeyin başı istihbarat. İstihbarat başkasının eline bırakılmayacak kadar önemli. Türkiye'nin başına gelenler de hep bundan. 'Başına gelenler' derken terörü mü kastediyorsunuz? Evet. Çünkü Türkiye'nin en önemli sorunu terör. Eğer terör olmamış olsaydı Türkiye'nin bugünkü konumu çok daha farklı olurdu. 30 yıldır Türkiye teröre milyarlarca dolar harcadı. Oysaki bu paralar çok farklı yerlerde değerlendirebilirdi.

NATO İLE YAVAŞLADIK 

İlk milli uçağı 1938 yılında yaptık ancak daha sonra şaibeli çeşitli nedenlerle üretimi durduruldu. Bu işte neden geç kaldık?

Türkiye 1930'lu yıllarda yakalamış olduğu ivmeyi NATO'ya girdikten sonra kaybetti. Özellikle Amerika'nın yardım hibeleri ülkedeki uçak sanayini tamamen öldürdü ve bence bu bilinçli olarak yapıldı. Söylenen şuydu: 'Siz balık tutmayı bırakın biz size balık veririz.' Oysaki Türkiye çok önemli gelişmelere gebeydi. Kendi uçağını, denizaltısını arabasını yapabiliyordu. Müthiş bir ivme yakalamıştı. 

ANKA'YI ODTÜ YAPTI 

İnsansız hava araçlarının (İHA) üretimi konusunda hangi noktadayız? 

TAI'nin 'Anka' isimli test uçağı var. Bu uçağı ODTÜ'de yetişen öğrenciler yaptı ve önemli bir adım atılmış oldu. Tamamen yerli bir üretim. Türk mühendislerinin düşüncesinin bir ürünü. Uçağın otonom olarak uçmasını sağlayan kontrol sistemi-oto pilot, 200 km mesafeden çektiği görüntüyü yer istasyonuna aktaran veri sistemi gibi kritik malzemeleri tarafımızca üretildi. Bunları yapabiliyor olmak Türkiye için önemli bir adım. Ayrıca 'Milli Gemi Projesi' de bir ilk.

ABD - MEKSİKA SINIRI ULUDERE GİBİ 

İstihbaratta titiz davranılmasının bir nedeni de Uludere olayı olabilir mi? 

Uludere olayında üzerlerinde 'ben teröristim, kaçakçıyım' diye yazmıyordu ki? İHA'nın üstüne taktığınız kameralarla insan suratının hele ki o karanlıkta net olarak görülmesi mümkün değildi. Tabii ki böyle bir olayın olmasını kimse istemez. Mesela Amerika'nın Meksika ile çok uzun bir sınırı var ve her sene o sınırdan geçmek isteyenler olur. Bunların hepsi yakalanır kaçacak olanlar olursa da hiç düşünmeden ateş açılır. Sınır polisi gözünün yaşına bakmaz. Uludere olayının benzeri Amerika'da da yaşanıyor. Durum orada da farklı değil!

GÜCÜNÜZ KADAR SÖZ SAHİBİ OLURSUNUZ 

Terörist saldırılara karşı dayanıklı modüler geçici üs bölgesi kurulumu projesi gerçekleştirilecek. Böyle bir proje Türkiye'yi terörle mücadele noktasında nereye taşır? 

Güvenlik konusu çok önemli ama modüler üs bölgesi kalıcı değil geçici bir çözüm sunar. Dünyanın en güçlü sistemine de sahip olsanız düşman bir şekilde size ulaşabilir. Çözümü 'caydırıcılık' gibi daha kalıcı yöntemlerde aramak lazım ama Türkiye'de silahsız çözümü ne kadar isteseniz de eninde sonunda bunu sabote edenler oluyor. Ne kadar güçlüyseniz o kadar söz sahibi oluyorsunuz.

ANKARA SAVUNMANIN MERKEZİ OLUYOR 

Başbakan Erdoğan, Ankara'nın savunma sanayi alanında bir üretim merkezi haline geleceğini söylemişti. Sizce Ankara bu anlamda merkez mi? 

Birçok konuda olduğu gibi savunma sanayisinde de Türkiye'nin merkezi Ankara'dır. Nasıl olmasın? Füze ve roket üreten tesis 'Roketsan', askeri ve elektronik araçlar konusunda Türkiye'nin bir numarası diyebileceğimiz 'Aselsan', zırhlı araç üreten tesis FNSS hep Ankara'da... Bildiğiniz gibi uçak ve uzay sanayisindeki TAI de Ankara'da.


1 yorum:

  1. Uzay çağında, uzay bilimleri alanında ciddi çalışmalar yapmamız gerekmektedir.

    YanıtlayınSil