30 Mayıs 2012 Çarşamba

Rukiye Özcivelek: 'Uydu alanında çok ilerideyiz'


İstanbul’da geçtiğimiz hafta 'Turkey Enabling Technologies 2012' konferansını düzenleyen TÜBİTAK, yerli ve yabancı yüzlerce araştırmacının yanı sıra bilim ve teknoloji alanında faaliyet gösteren kurumları da bir araya getirdi. Konferansta TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü’nü temsil eden enstitünün Proje Yöneticisi Rukiye Özcivelek, uzay alanındaki projeler ve geleceğe yönelik planlar hakkında ntvmsnbc’ye açıklamalarda bulundu.

ABD’li özel şirketlerin bir araya gelerek uzayda madencilik planları yapmaya başladığı, NASA’nın Ruslarla işbirliğini tarihte eşi benzeri görülmemiş bir seviyeye çıkardığı ve Çin’in hırslı uzay keşif programları yaptığı günümüzde, Türkiye neler yapıyor?




Bu sorunun cevabını TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü Proje Yöneticisi Rukiye Özcivelek Rukiye Özcivelek ntvmsnbc’ye verdi. Özcivelek, Türkiye’nin uydu alanında uzmanlaştığını vurguladı ve uzay programında başarılı olmak için “dikkatli ve faydaya odaklı” bir plan çizdiğini belirtti. 

Türkiye’nın uzay-havacılık alanındaki yatırımlarından biraz bahsedebilir miyiz?

Türkiye bu alanda önemli bir yatırım yapmaya başladı ve bunun karşılığını almak istiyor. Türkiye’nin ilk yerli üretimi olan RASAT uydusunu geçtiğimiz yıl yaptık. RASAT’ın birçok alt sistemini genç mühendislerimiz TÜBİTAK enstitüsünde tasarladı ve bu sistemler şimdi uzay ortamında çalışıyor. Bu sistemler “space proven” yani uzayda kendilerini kanıtlamış sistemler. Bu sistemleri artık dünyaya pazarlamaya hazır bir seviyeye geldik. Kısaca hem kendi yeteneğimizi, hem de geliştirdiğimiz sistemlerin kalitesini kanıtladık. 

AB’nin FP7 programı, en son teknoloji yeni ürünlerin geliştirilmesi adına Avrupalı ortaklarla işbirliği yapılmasını gerektiriyor. Türkiye olarak, yaptığımız uydu ve uydu alt sistemleriyle kendimizi kanıtladık ve kabul ettirdik. TÜBİTAK UZAY olarak şu an yürüttüğümüz beş proje var. Avrupa’da Ar-Ge yatırımları çok güçlü olan Almanya ve Fransa’nın uzay ajansları ile Avrupa dışında Japonya Uzay Ajansı’yla bile çalışmalarımız var. 

Avrupa Uzay Ajansı ve Japonya Uzay Ajansı ile resmi bir ortaklığımız var mı?

Avrupa’daki ve dünyadaki uzay ajanslarıyla olan ortaklığımız proje kapsamında. Masaya ortak oturduğumuz projelerde bütçe Avrupa Komisyonu tarafından sağlanıyor. Projede yer alan ülkelerde birlikte ortak teknoloji geliştirilmesinde çalışıyoruz.

Türkiye olarak en çok ilerlediğimiz alanın uydu teknolojileri olduğunu söyleyebilir miyiz?

Evet. Uydunun haberleşme, manevra ve güç gibi tüm alt sistemlerinde çok ileri bir seviyedeyiz. Kendi uydumuzu yapmış olmamızın yanı sıra, patenti bize ait olan Gezgin (gerçek zamanlı görüntü işleme), X-Bant iletişim sistemi ve Bilge (uçuş kontrol bilgisayarı) gibi uydu alt sistemleri teknolojileri geliştirdik. Bu sistemler uzayda bir yıldır başarıyla çalışıyor.

İleriye dönük uydu projeleri ne içeriyor?

Uzayda haberleşme uydularımız var. Ancak bugüne kadar bu uyduları dışarıdan satın aldık. Biz daha çok yer-gözlem amaçlı olan, alçak yörünge uyduları üretiyoruz. Yakın zamanda haberleşme uydularını da kendimiz üretmek istiyoruz. Bunun için gerekli altyapıyı oluşturmuş durumdayız. Test ve üretim alanında enstitümüzdeki çalışmalara TAI (Türk Havacılık ve Uzay Sanayi) gibi kurumlar da destek veriyor. Ayrıca, karasal haberleşme alanında faaliyet gösteren küçük firmaları da uzay alanına çekmek istiyoruz. Bu kapsamda yeni aldığımız Avrupa Birliği fonlarıyla desteklenen projeler yürütüyoruz. Karasal haberleşme sistemleri, uzaydaki haberleşme sistemlerden çok daha ileri düzeyde. Bu teknolojilerin yenilikçi tarafını oluşturanlar ise genelde KOBİ’ler.

Türkiye bu alanda kendisine nasıl fayda sağlayacak?

Uzay alanı kendi içinde oluşturduğu bir ağ yapısına sahip, kapalı bir alan. Bu nedenle küçük şirketleri uzay alanına çekmekte zorlanıyoruz. Ancak gerçekleştirdiğimiz proje kapsamında Türkiye’deki şirketlerin yanı sıra, mp3 teknolojisini geliştirmesiyle bilinen Almanya’nın entegre devreler enstitüsü Fraunhofer, küçük uydular için haberleşme platformu geliştirilmesinde bizimle işbirliği yapacak. Yeni sistemlerin geliştirilmesinde donanım ve yazılım alanında patent sahibi olacağız. Uydu sistemlerinde fayda sağlamaya başladıkça, çok geniş bir piyasada teknolojimizi de talep edenler olacak. Türk KOBİ’leriyle bu projeleri gerçekleştirdiğimiz için Türkiye’ye olumlu bir katkı sağlanacağını düşünüyorum.

Uzay alanında dünyanın dört bir yanındaki ülkelerin büyük bir işbirliği içinde olduğunu görüyoruz. Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS) bunun en iyi örneği. Bir gün ISS’ye gidecek uzay araçları veya bu uzay araçlarını taşıyacak roketler üretebilecek miyiz? 

Tüm bunlar zaten yol haritamızda yer alıyor. Ancak şuna dikkat etmek gerekiyor: Uzay çok karmaşık bir alan. Tek başına büyük projeleri gerçekleştirebilmiş olan tek ülke ABD. Avrupa’nın hedeflerinden biri, zaten ABD ve dünyanın en büyük uzay ajansı NASA’ya olan bağımlılığı azaltmak. Avrupa bu amacını da gizli tutmuyor. Ancak tek başına gerçekleştirilmesi mümkün olmayan çok büyük görevler var. Tüm dünyadaki uzay ajanslarının bir araya gelip ortak çalıştıkları programlar var. Türkiye, görüntüleme, haberleşme, enerji sistemleri ve diğer alanlarda geldiğimiz noktayı sanayiyle birleştirerek uzay alanına taşımayı istiyoruz.

Türkiye 10 yıl içinde uzay alanında ne gibi atılımlar yapmayı hedefliyor?

Uydu alanında şu an bile çok ileriyiz. Türkiye ileriki yıllarda kendi uydularını geliştiren ve uzaya gönderen bir ülke olacak. Bilim insanları artık Dünya dışında hayat olup olmadığını ve uzayda madencilik gibi çok ileri projelerin peşinde koşmak istiyor. Türkiye olarak ilk başta kendimize fayda sağlayan projelerin peşinde koşmalıyız. Sahip olduğumuz bütçeyle ilk olarak kendi içimizde gelişmeyi öngörüyoruz. TÜBİTAK olarak Türkiye’nin bilim ve teknolojisi politikasını yönlendirmede de sorumluluğumuz var. Ar-Ge yatırımlarında dünyadaki en büyük artışı sağlayan ülkelerden biriyiz ancak hala ABD ve Avrupa’nın gerisindeyiz. Sahip olduğumuz bütçeyi çok iyi değerlendirmemiz ve bir kısmını araştırmalara yöneltirken, diğer kısmını faydaya çevirmemiz gerekiyor.

Kaynak: ntvmsnbc

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme