31 Ocak 2015 Cumartesi

Canavarın Ağzı - CG4


ESO’nun Çok Büyük Teleskopu ile alınan bu yeni görüntüde CG4 küreciği ağzını açmış dev bir göksel yaratığa benzer şekilde parıldıyor.Bu görüntüde parlak ve büyük gibi görünse de, aslında sönük olan bulut amatör gökbilimciler için oldukça zor bir hedef. CG4’ün doğal yapısı ise halen gizemini koruyor.

1976 yılında Avustralya’daki BK Schmidt Teleskopu ile alınan görüntülerde birçok uzamış kuyrukluyıldız-benzeri nesne keşfedildi. Görünüşlerinden dolayı, kuyrukluyıldızlarla aralarında hiçbir bağları olmamasına rağmen, kuyrukluyıldız kürecikleri olarak bilinmektedirler. Hepsi de Gum Bulutsusu olarak adlandırılan parıldayan büyük bir gaz parçası içindeki bölgede bulunmaktadırlar. Yoğun, karanlık ve tozlu baş kısımları ile sönük kuyrukları sayesinde Gum Bulutsusu’nun merkezindeki Vela süpernova kalıntısından uzakta tespit edilebiliyorlar.Bu nesneler görece yakın olsalar da, sönük ışıkları tespit edilmelerini zorlaştırdığından, gökbilimciler tarafından bulunmaları uzun zaman aldı.

Bu yeni görüntüdeki bazen Tanrı’nın Eli olarak da adlandırılan CG4 nesnesi, bu kuyrukluyıldız küreciklerinden biridir. Yeryüzünden 1300 ışık-yılı uzaklıkta Pupa takımyıldızı doğrultusunda bulunmaktadır. Görüntüde kısman görülen CG4’ün baş kısmı 1.5 ışık-yılı genişliğinde dev bir canavarın başını andırıyor. Küreciğin kuyruğu ise — aşağıya doğru uzandığı için görüntüde görülemiyor — yaklaşık sekiz ışık-yılı uzunluğunda. Gökbilimsel standartlara göre bu ölçüler onu küçük bir bulut yapıyor.



Görece küçük boyutları kuyrukluyıldız küreciklerinin genel özelliklerinden birisidir. Şimdiye kadar bulunan benzer bütün nesneler, etrafından yalıtılmış, Samanyolu içerisindeki görece küçük nötr (yüksüz) gaz ve toz bulutlarıdır, çevreleri ise iyonlaşmış (yüklü) sıcak madde tarafından sarılmıştır. 

CG4’ün sadece kalın gaz ve toz bulutundan oluşan baş kısmı yakın yıldızlardan gelen ışık nedeniyle aydınlatıldığı için görülebilmektedir. Bu yıldızlar tarafından salınan ışınım zamanla bu küreciğin başını parçalayarak yok etmekte ve yıldız ışığını yansıtan minik parçacıkları aşındırmaktadır. Bununla birlikte, CG4’ün tozlu bulutu yine de Güneş-boyutlarında birçok yıldız meydana getirmeye yetecek kadar gaz içermektedir, CG4 içerisinde aktif olarak yeni yıldızlar oluşmakta olup, belki de bu, Gum Bulutsusu’nu besleyen yıldızlardan gelen ışınımın CG4’e ulaşmasıyla tetikleniyordur.

CG4 ve diğer kuyrukluyıldız küreciklerinin neden bu şekilde olduklarına dair gökbilimciler arasında halen devam eden bir tartışma bulunuyor ve şu ana kadar iki teori ortaya atıldı. Kuyrukluyıldız kürecikleri, ve tabi ki de CG4, bir zamanlar aslında birer küresel bulutsuydu, yakınlarındaki bir süpernova patlaması nedeniyle dağıldılar ve şimdiki şekillerini aldılar. Diğer gökbilimciler göre ise, bu kürecikler sıcak ve büyük kütleli OB yıldızları tarafından yayılan iyonlaştırıcı ışınım ve yıldız rüzgarları tarafından şekillendirildiler. Bu etkiler ilk önce garip (ancak uygun!) bir şekilde adlandırılan fil hortumları denilen oluşumlara ve sonradan küreciklere dönüşmelerini sağladı.

Daha fazlasını ortaya çıkarmak için gökbilimcilerin bu kürelerde bulunan maddenin kütle, yoğunluk, sıcaklık ve hızlarını bulmaları gerekiyordu. Bunlar ise milimetre dalgaboylarından kolayca erişilebilen moleküler tayf çizgilerinin ölçümleriyle belirlenebilmektedir — bu dalgaboyları ise Atacama Büyük Milimetre/milimetre-altı Dizgesi (ALMA) gibi teleskopların çalıştığı aralıktır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme